Boşlukta Kalabilmek

Hayatımızda kendimize bir alan açtığımızda, çoğu zaman o alanı hemen doldurma ihtiyacı hissederiz.

Bir şey biter, çok geçmeden yenisini başlatırız. Yoğunluğumuz azalır, hemen yeni bir plan yaparız. Sessizlik gelir, elimiz telefona gider. Bir sorunun cevabını bulamadığımızda daha çok düşünmeye, araştırmaya ve çözüm üretmeye çalışırız.

Çünkü boşlukta kalmak kolay değildir.

Boşluk; kontrolün azaldığı, sırada ne olduğunu bilmediğimiz ve alışık olduğumuz hareket halinin kesintiye uğradığı bir yer gibi gelebilir. Sanki uzun süre orada kalırsak bir şeyleri kaçıracak, geride kalacak ya da istemediğimiz bazı duygularla karşılaşacakmışız gibi hissedebiliriz.

Belki de boşluk, hayatımızdaki bir eksiklik değil; içinde kalmayı öğrenebileceğimiz bir alandır.

 

Belirsizlik Bedenimizde Nasıl Karşılık Bulur?

Belirsizlik, sinir sistemi için her zaman kolay bir deneyim değildir. Yapılan araştırmalar, belirsizliğin bazı durumlarda tehdit olarak algılanabildiğini ve beynin tehditle ilişkili bölgelerinde daha yüksek bir reaktiviteye yol açabildiğini gösteriyor.

Bu nedenle boşlukla karşılaştığımızda zihnimizin hızla harekete geçmesi oldukça anlaşılırdır. Zihin, belirsizliğin yarattığı rahatsızlığı azaltmak için o alanı bir düşünceyle, kararla, hedefle ya da meşguliyetle doldurmaya çalışabilir.

Bazen yaptığımız şey gerçekten ihtiyaç duyduğumuz bir eylemdir. Bazen de yalnızca boşlukta hissettiklerimizden uzaklaşmanın bir yoludur.

Boşlukta kalmak, hiçbir şey yapmamak değildir. Olan biteni hemen değiştirmeye çalışmadan, yaşadığımız deneyimle bir süre birlikte kalabilmektir.

 

Boşlukta Kalırken Bedeni Dinlemek

Zihin bir cevap ararken beden çoğu zaman bize başka şeyler anlatır. Nefesimiz hızlanabilir. Çenemiz sıkılabilir. Omuzlarımız yukarı doğru çekilebilir. Göğsümüzde bir baskı ya da karnımızda huzursuzluk hissedebiliriz.

Bu sinyalleri fark edebilme kapasitesine interosepsiyon denir. İnterosepsiyon; nefes, kalp atışı, kas gerginliği ve içsel hareket gibi bedenden gelen sinyalleri algılama ve anlamlandırma becerisidir.

Şu anda bedenimde ne fark ediyorum? Bu his sabit mi, yoksa zaman içinde değişiyor mu? Hemen harekete geçmeden önce kendime biraz daha alan açabilir miyim? Şu anda neye ihtiyacım var?

Bu soruların hemen bir cevabı olmak zorunda değil. Bazen soruyu duyabilmek bile yeterlidir.

 

Miyoterapi ve Travma Bilgili Yoga Nasıl Bir Alan Açar?

Miyoterapi ve Travma Bilgili Yoga’nın değerli taraflarından biri tam da burada başlar. Amaç yalnızca bedeni gevşetmek ya da rahatsız edici bir hissi hızla ortadan kaldırmak değildir. Amaç, bedenin verdiği sinyalleri fark edebilmek ve bu sinyaller karşısında seçim yapabileceğimiz bir alan yaratmaktır.

Travma Bilgili Yoga yaklaşımında kişiye ait bedensel deneyime zorla müdahale edilmez. Seçim hakkı, güven duygusu ve kişinin kendi sınırlarını fark edebilmesi desteklenir.

Kişi bir harekete katılmayı, hareketi değiştirmeyi, durmayı veya yalnızca gözlemeyi seçebilir. Böylece beden, düzeltilmesi gereken bir nesne olmaktan çıkar; iletişim kurabileceğimiz ve bilgi alabileceğimiz bir yere dönüşür.

Bu küçük anlar, bedenimizle kurduğumuz ilişkinin değişmeye başladığı yerler olabilir.

 

Her Alanı Doldurmak Zorunda Değiliz

Belki de bazı dönemlerde ihtiyacımız olan şey, hayatımıza daha fazla şey eklemek değildir. Yeni bir hedef değil. Yeni bir çözüm değil. Hemen verilmiş bir karar da değil.

Belki biraz durmaya, hissetmeye ve henüz çözülmemiş olanla bir süre birlikte kalmaya ihtiyacımız vardır.

Kendimize alan açmak başka, açtığımız alanın içinde kalabilmek başka bir beceridir.

Belki iyileşmek, hayatımızdaki her boşluğu doldurabilmek değil; bazı boşlukların içinde, kendimizden uzaklaşmadan kalabilecek kadar güvende hissedebilmektir.

 

Kendine Küçük Bir Alan Açmaya Ne Dersin?

Bu yazıyı bitirir bitirmez başka bir şeye geçmeden önce birkaç saniye durabilirsin. Ayaklarının zemine temasını fark et. Nefesini değiştirmeden nasıl aktığını gözlemle. Bedeninde dikkati en çok çeken yere merakla yaklaş.

Bir şeyi çözmek zorunda değilsin. Yalnızca şu anda seninle olanı fark edebilirsin.

Bedeninin sinyallerini daha yakından tanımak ve kendinle güvenli bir temas alanı oluşturmak istersen, Miyomotion’ın Miyoterapi ve Travma Bilgili Yoga çalışmalarını inceleyebilir veya sana uygun süreç hakkında bizimle iletişine geçebilirsin.

 

Bazen ilk adım, ilerlemek değildir.

Bulunduğun yerde

kendine eşlik edebilmektir.

Bloga dön