Mükemmel Olmaya Çalışmak Nedir?

İyi beslenmeliyim.

Daha başarılı olmalıyım. Daha çok para kazanmalıyım. Daha fit görünmeliyim. Daha sakin, daha spiritüel, daha bilinçli olmalıyım…

Peki, "mükemmel" dediğimiz şey gerçekten nedir?

Çoğu zaman mükemmellik, bize ait bir tanım olmaktan çok, çevremizde gördüklerimizden öğrendiğimiz bir ideal hâline gelir. Başkalarının yaşam şekli, bedeni, üretkenliği, ilişkileri ve başarıları farkında olmadan bizim ölçümüz olur.

Sonra kendimizi onlara göre değerlendirmeye başlarız.

 

Başkalarına göre mi mükemmel olmaya çalışıyoruz, yoksa kendimize yakınlaşmaya mı?

 

Mükemmeliyet Bazen Kendimizden Uzaklaşmaktır

Yorgunken dinlenmek yerine kendimizi zorlamak…

Aç değilken sırf "sağlıklı beslenmeliyim" diye yemek planları yapmak…

Üzgünken bile güçlü görünmeye çalışmak…

Dinlenmeye ihtiyaç duyarken daha fazla üretmeye çalışmak…

Mükemmeliyet bazen kendimizi duymaktan vazgeçip, ideal bir benlik peşinde koşmaktır. Ve belki de bu yüzden sürekli yetişmeye çalışırken kendimizden uzaklaşırız.

 

Yoga Yaparken Bile…

"Daha derine gitmeliyim." "Pozu herkes gibi yapmalıyım." "Daha esnek olmalıyım."

Formu en mükemmel hâliyle yapmaya çalışırken nefesimizi zorladığımız, bedenin içten gelen duyumlarını susturduğumuz zamanlar olabilir.

Oysa yoga, bir şekli kusursuz yapma çabası değil; bedenle ilişki kurma pratiğidir.

Belki bugün bedenin daha az hareket etmek istiyordur. Belki daha yavaş nefes almak… Belki sadece durmak…

 

Ve belki de o günün 'en iyi pratiği' tam olarak budur.

 

Wabi-Sabi: Kusursuz Olmayanın Güzelliği

Japon estetiğinde yer alan wabi-sabi anlayışı, kusursuzluğu değil; eksik, geçici ve doğal olanı kabul etmeyi anlatır.

Bir seramik çatladığında onu atmak yerine, çatlaklarını altınla onaran kintsugi sanatı bunun güzel bir örneğidir. Çatlaklar saklanmaz; aksine yaşamın izleri olarak görünür hâle gelir.

Belki insan da böyledir. Yaşadıkları, kırıldığı yerler, değişen hâlleri, yorgunlukları, sınırları… Bunlar düzeltilmesi gereken kusurlar değil, yaşamın bıraktığı izlerdir.

 

Wabi-sabi bize kusursuz olmayı değil, gerçek olmayı hatırlatır.

 

Doğa Mükemmel Değil, Doğaldır

Bir ağacın bütün dalları aynı değildir. Deniz her gün aynı değildir. Mevsimler değişir. Çiçekler açar, solar ve yeniden döner.

Doğa kusursuz olmaya çalışmaz. Belki bu yüzden güzeldir.

Peki neden kendimizden her gün aynı enerjide, aynı motivasyonda ve aynı kapasitede olmamızı bekliyoruz?

 

Belki de Mükemmel Olan…

Sınırlarını fark edebilmektir. İhtiyacını duyabilmektir. Bazen durabilmektir. Kimseye benzemek zorunda olmadığını hatırlayabilmektir. Ve kendini, başkalarıyla kıyaslamadan duyabilmektir.

Çünkü belki de mükemmellik, kusursuz olmak değildir.

Wabi-sabi'nin fısıldadığı gibi: eksik olanla, tamamlanmamış olanla, değişen ve dönüşen hâlimizle, olduğumuz kişiyle ilişki kurabilmektir.

 

Belki de gerçek mükemmellik,

kendine yabancılaşmadan yaşayabilmektir.

Kiraz çiçekleri kısa süre açtıkları için güzeldir; insan da değiştiği, yaş aldığı, kırıldığı ve dönüştüğü için…

Bloga dön